|
AVCI WT NEDİR?
İdeal
bir dövüş sanatının özellikleri nelerdir?
Avcı
Wing Tsun ( WT) nedir? Chi
Sao...... Avcı Escrima
nedir? Self
defans için çok fazla kuvvet gerekli midir?
WT
bayanlar için uygun mu?
Avcı
WT’de yumuşak teknikler de var mıdır? Anlayış
Sonuç
İdeal bir dövüş sanatının özellikleri
nelerdir?
Kendini savunmanın
etkililiği! Bir saldırgana karşı en kısa zamanda, mümkün olduğunca en az şey
kullanarak korunma.
Refleksler, mesela araba sürerken yola aniden
fırlayan bir çocuk olduğunda hiç öğrenmesek bile birdenbire frene basmamız gibi,
bazı durumlarda doğru hareket etmemizi sağlar.
Bu durumu göz önünde
tutarak, etkili bir dövüş sanatının reflekslere dayalı tekniklerden oluştuğunu
anlamamız daha kolay olur. Özellikle temasa bağlı olarak ortaya çıkan
reflekslere.
Antrenmanlar sayesinde birkaç reaksiyon , ihtiyaç halinde
ortaya çıkabilen refleksler haline gelir. Çok fazla teknik, kritik bir durumda
sahip olamayacağımız bir karar verme zamanına gereksinim duyar.
Etkili
bir kendini savunma, aynı zamanda artistik şeylerden uzak olmalı. Hiçbir
saldırgan uygun olmayan kıyafetleri çıkarmayı ya da ısınma antrenmanlarının
bitmesini bekleyecek kadar dost ve kibar değildir.
Avcı Wing Tsun ( WT) nedir?
WT silahsız,
etkili bir kendini savunmadır (self-defans). WT çerçevesinde, sistematik refleks
ve his antrenmanı olan Chi Sao öğretilir, bu ise; iki kişi arasındaki kavgada
temas durumunda en hızlı ve en etkili tekniklerin otomatik reaksiyon olarak
ortaya çıkmasını sağlar. WT sayesinde, bir saldırgana karşı her durumda cevap
verilebilir. WT o kadar etkili ki; Almanya’da NRW (Kuzey RenVestfalya) eyaleti
ve federasyonun özel polis komandolarının çalıştırıcıları haftada birkaç kere
Sifu Salih Avcı ile antrenman yapıyorlar.
Chi Sao......
|
Yumruk, tekme, tutma, atma, yerde savunma, yumuşak uygulama ve
bütün bunları birbirine bağlayan Chi Sau his antrenmanı WT'nin
özüdür. |
..... “yapışık eller” anlamına gelir. Temas durumunda ortaya çıkan
reaksiyonların pratik edildiği bir formdur. Reflekslerle kontrol edilen bu
hislerin avantajı, aşırı hız ve tekniklerin güvenli olarak
uygulanabilmesidir. Bir saldırı anında ortaya çıkacak en uygun refleks
olan karşı cevapların öğrenildiği “his antrenmanları”, Avcı Wing Tsun’un
mükemmel özelliklerinden birisidir. |
Avcı Escrima nedir?
|
Escrima, kısa sopa (yaklaşık 60 cm) gibi çeşitli
silahların kullanıldığı bir Filipin silahlı dövüş sanatıdır.Bu savunma
anlayışı, günlük hayatta kullanılan şemsiye, asa, el çantası gibi çeşitli
eşyalara aktarılabilir.Avcı WT ile birlikte bu oluşum, silahlı ve silahsız
bir self-defansın her mesafesinde uygulanabilir. Bu tekniklerin
uygulanabilirliği Sifu Salih Avcı ile çalışan özel polis komandoları
tarafından onaylanmıştır. |
Kesici, delici aletleri gerçekçi kullanım, sopa artisliği
yok. |
Self defans için çok fazla kuvvet gerekli
midir?
Kuvvetli olmak zararlı
değildir. Fakat kuvvet eksiği, gerekli teknikleri öğrenerek ve hız ve aksiyon
kazanarak kapatılabilir. Bunun ötesinde teknik antrenmanı ile fonksiyonel kuvvet
oluşturulur.
WT bayanlar için uygun mu?
| Tabii
ki; WT, bayanlar için de uygundur. Bayanların kendilerini savunabilmeleri
her zamankinden daha elzem hale gelmiştir. Bir bayanın saldırı anında
neler yapabileceğini bilmesi, fiziksel gelişim ve kendine güven kazanmayı
kolaylaştırdığı gibi istemediği şeylerin yapılabilmesini de imkansız
kılar.Avcı Wing Tsun’un prensipleri ve düzenli bir antrenman, yapılan
saldırının sadece yapılmış boş bir saldırı olarak kalmasını sağlar.
Saldırı bundan öteye gidemez. |
AVCI WT ve ESCRIMA erkekler ve bayanlar için
uygundur. |
Avcı WT’de yumuşak teknikler de var
mıdır?
Evet. Bu aynı zamanda
özel polislerin Sifu Salih Avcı ile çalışmalarının da temel sebebidir. WT’de,
refleks antrenmanlarında kazanılan beceriler, hislerle kontrol edildiğinden;
savunma, rakibin saldırısının kuvvetiyle sağlanır. Böylelikle WT’de savunma,
saldırıya göre ‘otomatik’ olarak çıkar. Saldırı hangi türden olursa olsun;
otomatik refleksler sayesinde kuvvet kullanmadan ve zarar vermeden saldırgan
kontrol altına alınır.Bu durum, sağa sola kontrolsüzce saldıran kişiyi
yaralamadan kontrol altına alma olarak en üst derece öğrencilerin imtihanlarının
bir parçasıdır.
Anlayış
Tecrübelerimize göre,
başarılı ve etkili bir self-defans için sıkı bir antrenman anlayışı gereklidir.
Bunun için öğrencinin kabiliyetleri ortaya çıkarılmalı ve bunları kullanması
istenmelidir. WT, pek çok tehlikeli dövüşten WT’nin yardımıyla sağ salim çıkan
eski ustaların bilgilerinin temeli üzerine kurulmuştur. Temel sistematik,
refleks ve his çalışmalarıdır. Sadece bunun için gerekli teknikler öğretilir.
Bir maçta yaralanmaları önlemek ve Fairplay sağlamak için kurallar vardır. Bu
iyi ve önemlidir.Fakat tehlikeli bir durumda, saldırganın Fairplay derdi yoktur.
Saldırgana karşı korunmak gerektiğinde tek bir kural vardır: Hiçbir kural yok!!
Ayakta kalmak- WT mantığında bu vardır.
Sonuç
“Kimse, gökten usta
olarak inmez.” Bu deyim, hayatın her aşamasında geçerlidir. Sadece devamlı
antrenman hedefe ulaştırır. Çok fazla teknik bilmektense iyi yapılabilen az
sayıda teknik daha iyidir. İnsanlara pembe bulutlar üzerinde saraylar vaat
etmediğimiz için, bazen insanlar bizi anlamayıp uzaklaşsalar da biz hep aynı
şeyi vaat edeceğiz. Öğrenci kazanmak. Dövüşçü kazanmak. Artist kazanmak
değil.
|
|
WING
TSUN’UN HİKAYESİ
SHAO LIN MANASTIRINDA YANGIN
Günümüzden
yaklaşık iki yüz elli yıl önce (tarihler tam olarak bilinmese bile Wing Tsun’un
doğuşu ve Shao Lin Manastırı’nın yanması günümüzden 250-300 yıl öncesine
dayandırılır.) Ching hanedanı Yung-Cheng döneminde, Mançuryalılar’ın yaptığı bir
kuşatma esnasında manıstırda yaşayanlardan birisi olan Ma Ning Yee tarafından,
Shao Lin Manastırı ateşe verildi. Manastırın yanmasından sonra olay hakkında iki
rivayet yayıldı. Birinci hikayeye göre; sadece beş rahip olaydan kurtularak
kaçmayı başarmışlar ve gizlendikleri yerlerde teşkilatlar kurarak Ching
Hanedanlığı aleyhinde savaşmışlardı. Daha çok dövüşçüler arasında kabul görüp
yayılan ikinci hikayeye göre ise; manıstırın yanması olayı hariç olay hakkında
bazı farklılıklar var. Bu hikayeye göre kurtulanların sayısı beşten daha fazla
idi. Burada manastırın yanmasından itibaren anlatacağımız hikaye ise, tabii ki
dövüşçüler arasında kabul gören ikinci hikaye
YENİ BİR DÖVÜŞ
SİSTEMİNİN DOĞUŞU
| Yangın
sırasında rahiplerin ve dövüş sanatlarında çok iyi olan ustaların çoğunun
öldürüldüğü ya da yandığı söylenir. Bununla birlikte yangından kurtulan
kişiler olabilmiştir ve kurtulanlar arasında Beş Büyükler olarak bilinen
Budist Rahibe Ng Mui, Usta Chi Shin, Usta Pak Mei, Usta Fung To Tak ve
Usta Miu Hin de vardır. Manastırda en fazla talebe yetiştiren Usta Chi
Shin, kendisiyle birlikte kurtulanlardan, Mançulara karşı savaşmalarını
istediği için bu rahipler Mançular tarafından aranıyorlardı. Bu nedenle,
rahipler ülkenin farklı yerlerine dağılarak oralarda gizlice faaliyetlerde
bulunmaya başladılar.Budist rahibe Ng Mui, Beş Büyüklerin en yaşlısı ve de
manastırdaki tek bayandı. Ülkenin dört bir yanında dolaştıktan sonra
Yunnan ve Szechwan eyaletleri sınırında, Tai Leung dağındaki Beyaz Turna
Tapınağına yerleşti. Yaşadıklarını hiçbir zaman aklından çıkaramayan Ng
Mui, bu tapınakta Zen tarikatı ile ilgilenirken aynı zamanda dövüş
tekniklerine de çalışıyordu. Bununla birlikte ciddi bir de endişe
taşıyordu. Bu endişesi Shao Lin Manastırı’nda Mançurlarla işbirliği yapan
yetenekli dövüşçülere ve Mançulara karşı nasıl korunacağı idi. O an
itibariyle işbirlikçilerden daha iyi teknikler biliyordu, fakat zaman
içinde kendisinden daha kuvvetli olan bu işbirlikçilerden zayıf duruma
düşübilirdi. Bu durumda yapılacak tek şey mevcut Shao Lin tekniklerini
mağlup edebilecek yeni bir dövüş sistemi ortaya çıkarmaktı. Ama Ne ? ve
Nasıl? Şansı bir tilki ile büyük, vahşi bir turnanın yaptıkları dövüşe
tanık olunca geri dönmüştü. Tilki, turnanın etrafında ölümcül bir atak
yapabilmek umuduyla dairesel şekilde dönerken, turna dairenin ortasında
kalıp daima tilkiye karşı dönüyordu. Turna, tilkinin pençesiyle yaptığı
her saldırıyı kanatlarının birisiyle karşılarken, aynı anda gagası ile
karşı atak yapıyordu. Böylece turna kendisini kanatları ile koruyup,
gagası ile saldırabiliyordu. Ng Mui’ nin gözlediği bu kavga uzun bir zaman
devam etti. Bu kavga Ng Mui’ ye yeni bir dövüş sisteminin ilham kaynağı
olmuştu. |
|
MEVCUT SİSTEME ZIT
TEKNİKLER
Bir tilki ile bir
turnanın arasındaki dövüşten esinlenen bu sisteme tilki ya da turna sistemi adı
verilmedi. Ng Mui, tilkinin pençelerini ve turnanın kanatlarını temel alarak
insan vücuduyla uyumlu bir dizi dövüş hareketleri geliştirdi. Düzenli
hareketlerin kalıplaşmış şekillerde uygulanmasına dayalı olan mevcut Shao Lin
Kung-Fu, Ng Mui’ ye fazlaca karışık görünüyordu. Halbuki Shao Lin sisteminin bir
türevi olan yeni sistemde temel hareketler sade idi ve uygulamada akıllılığa
dayanıyordu. Diğer bir ifade ile birbirlerinden az farkla ayrı olan yaklaşık on
civarında Shao Lin sistemleri, formları öğrenen kişiye stereo-tip pratik imkanı
verebiliyordu. Ng Mui tarafından ortaya konan bu yeni sistem ise, son
değişiklikler de yapıldıktan sonra üç form ve pratik maksatlı bir dizi tahte
manken teknikleri sağlıyordu. Buna ilave olarak, Ejder Dansı, Mağaradan Çıkan
Aslan gibi şatafatlı isimleri olan Shao Lin formları gerçek bir dövüşte çok
yavan kalıyor ve kullanışsız oluyordu. Ng Mui’ nin yeni sistemi ise gösteri
amaçlı değildi ve gerçek dövüş teknikleri ihtiva ediyordu. Bu nedenle bu
sistemdeki tekniklere de şatafatlı kelimelerle değil, tekniğin pozisyonunu
anlatan ifadelerle ad verilmiştir. Mesela avuç-yukarı kol (palm-up arm) adlı
teknikte avuç ve kolun pozisyonunu tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek!!
Eski Shao Lin ve
Ng Mui’nin yeni sistemi arasındaki bir diğer fark da; Shao Lin sisteminde kuvvet
antremanlarına çok önem veriliyordu. Öyle ki, bir talebe formları öğrenmeye
başlamadan evvel en az birkaç yıl sadece belirli bir kondisyon yeterliliğine
ulaşmaya çalışıyordu. Yeni sistemde ise düşmanı yenme kuvvetle değil akılla
yapılıyordu. Tabii ki; bu, kuvvet tamamen ihmal ediliyor demek değildi. Yeni
teknik, belirli durumda belirli rakibe uyacak, onu yenmek için gerekli metodun
adaptasyonunu sağlıyordu. Bu nedenle bu yeni kung-fu sistemini öğrenen kişi,
ağır adımlar, sabit bir duruş ve güçlü köprü eller yerine, seri ve hafif
adımlar, esnek bir duruş ve akıllı el teknikleri öğrenmek durumundadır. Diğer
bir ifadeyle, eski Shao Lin sistemi gerçek dövüşte geniş aralıklı adımlar ve
uzun köprü eller kullanırken, bu yeni sistem birbirini talep eden adımlar ve
dövüş içinde, geniş adımları ve uzun köprü kolları etkisiz bırakacak teknikler
kullanıyordu. Eski Shao Lin sisteminde en çok kullanılan adım, ön adım (ön bacak
kırık, arka bacak düz ve ağırlık ön bacakta) iken, yeni sistem arka adımı (arka
bacak kırık ve ağırlık arka bacak üzerinde) kullanıyordu. Arka adımın
kullanılması rakibin ağırlık üzerine binmiş ön bacağına pratik saldırı ve kendi
ön bacağına yapılan bir saldırıya ise etkili koruma sağlıyordu.
GÜZEL YİM WING
TSUN
Bayan Yim Wing
Tsun, annesinin vefatından sonra bir Shao Lin talebesi olan babası Yim Yee ile
Kwangtung eyaletinde yaşıyordu. Daha çok küçük yaşta iken zamanın geleneklerine
göre bir tuz tüccarı olan Leung Bok Chau’ya sözlenmişti. (Bizim kültürümüzdeki
beşik kertmesine benzer bir sözlenme.) Yim Yee bir olaya karışmış ve haklı
olduğu halde tutuklanmıştı. Bunun üzerine kaçan Yee, kızını da alarak Szechwan
ve Yunnan eyaletleri sınırındaki Tai Leung Dağı eteklerine yerleşti.
Zaman ilerledikçe
Yim Wing Tsun gelişip serpildi ve bu cazibesi ona problemler getirmeye başladı.
Onun için hayat her geçen gün çetrefilli bir hal alıyordu. Bu sınır boyunda
kanunların iyi uygulanamaması nedeniyle, dövüş sanatlarında iyi olan ve kötü
karakteriyle nam salmış Wong soyadı ile bilinen bir kişi kendi borusunu
öttürüyordu. Wing Tsun’un güzelliğinden etkilenen Wong, ona kendisiyle evlenme
teklifi yapması için birilerini gönderdi, ama aynı zamanda Wing Tsun bu evlenme
teklifini kabul etmezse evlenme zamanını kendisinin seçeceğini ve zorla da olsa
onunla evleneceği şeklinde tehdit etti. Wing Tsun’un babası ihtiyar ve kendisi
de güçsüzdü. Bu nedenle endişelenmeye başlamışlardı. Her geçen gün de endişeleri
büyüyor ve ne yapacaklarını bilmez halde bir çıkmaza giriyorlardı.
Aynı vakitlerde
Beyaz Turna Tapınağında yaşayan, rahibe Ng Mui ihtiyaçlarını karşılamak
maksadıyla ayda birkaç kez köyün pazar yerine geliyordu.Yim Yee’nin tezgahının
önünden her geçişinde ondan fasulye falan alıyordu ve bu yolla tanışmışlardı.
Yine bir gün alışverişe geldiği sırada baba-kızın bakışlarında gariplik olduğunu
sezdi. Ng Mui’nin ricası üzerine bütün dertlerini ona anlattılar. Onların bu
samimi itirafı, Ng Mui’nin içindeki adalet duygularını kabarttı. Onlara yardım
aklına etmeyi koydu, fakat bunu kendisi yapmayacaktı. Çünkü kendi kimliğini
belli etmiş olur ve ayrıca ünlü bir dövüşçü olan Ng Mui için bir uzak köyde
bilinmeyen birisiyle dövüşmek yakışık almazdı. Aklına bir fikir geldi. Bu fikir,
Wing Tsun’u yanına alıp, ona kendi yeni dövüş sanatını öğretmekti. Dövüş
sanatları, Wing Tsun’a babası da bir dövüşçü olduğundan çok yeni bir kavram
değildi. Ama Wing Tsun, o ana kadar öğrenme ihtiyacı hissetmemişti. Yetenekli
bir hocanın kişisel rehberliği, kendisinin sıkı çalışması ve aklı sayesinde üç
yıl gibi bir sürede Ng Mui’den dövüşmeyi öğrendi.
Bir gün Ng Mui,
Wing Tsun’a onun yeni kung-fu sistemini öğrendiğini ve artık köyüne geri dönüp
problemi ile ilgilenebileceğini söyledi. Daha dağdan iner inmez evvelinde ona
asılan kişi yine rahatsız etmeye başladı. Ama bu sefer Wing Tsun kaçmak yerine
onu dövüşmeye davet etti. Vatandaş şaşırdı ama Wong kedi gücüne ve Wing Tsun’u
kolayca yenebileceğine inandığı ve kolay yoldan bir de kadın elde edebileceğini
de hesaplayarak bu meydan okumayı kabul etti. Ancak, Wing Tsun tarafından aciz
bir şekilde knock-out edildi ve bir daha onu rahatsız etmeye cesaret
edemedi.
Wing Tsun bu
dövüşten sonra pratik yapmaya devam etti. Diğer taraftan Tai Leung Dağı’nda
hayatını çok monoton bulan Ng Mui, Wing Tsun’a bu sistemi devam ettirmesini ve
değersiz kişilerin öğrenmemesi için uygun halefler bulmasını tembihleyerek diğer
yerleri gezmek ve dünyayı daha yakından tanımak için oradan ayrıldı.
LEUNG BOK CHOU
VE LEUNG LAN KWAI
Wing Tsun daha
evvel sözü verildiği Leung Bok Chou ile evlendi ve Ng Mui’den öğrendiği sanatı
kocasına da öğretti. Kocasının da bir dövüşçü olduğu ve boş vakitlerinde onun da
pratik yaptığı söylenir. Evliliklerinden sonra Wing Tsun kocasına yeni sistemin
teorilerini anlatıyor fakat kocası da dövüş sanatlarını bildiği için karısının
anlattıklarını pek önemsemiyordu. Onun için, Wing Tsun, kolayca alt edilebilecek
zayıf bir kadından başka bir şey değildi. Fakat zaman içinde, Wing Tsun kocası
ile pratik yapma fırsatları bulmuş ve onu defaatle yenmeyi başarmıştı. Bunun
üzerine kocası Wing Tsun’un kolayca yenilebilecek bir kadın değil, dövüş
sanatında çok yetenekli bir hanımefendi olduğunu anladı. Bundan sonra karısının
dövüş sanatının hayranı oldu ve bu sanatı öğrenmeye başladı. Ve bu dövüş
sanatına, karısının hatırasına Wing Tsun Kung-fu adını verdi.
Daha sonra, kocası
bu sistemi bitkisel ilaçlar hazırlayan Leung Lan Kwai adında bir osteoloji
doktoruna öğretti. Bu doktor dövüş sanatı bildiğini hiç kimseye söylemedi. Bu
sebeple idi ki; akrabaları ve yakın arkadaşları dahil hiç kimse onun Wing Tsun
Kung-fu bildiğini bilmiyordu. Bu sır, bir kişiye saldıran bir grup saldırganı
geri püskürtmeye yardım ettiği zaman ortaya çıktı. Fakat bu, onun, hiçbir zaman
bildiği bu sistemle gururlanıp, mağrur olmasına neden olmadı. Kendisinden
öncekilerin “Wing Tsun Kung-fuyu herkesin bilmesine müsaade etme” prensibini
aklından hiç çıkarmadı.
WONG WAH BO VE
LEUNG YEE TEI
Eğer Leung Lan
Kwai becerisini hiç ortaya çıkarmasa idi Wing Tsun Kung-fu’nun tarihini tekrar
yazmak gerekebilirdi. Fakat şanslıyız ki; bir değişim olarak sanatını bir
operada kahraman rolü oynayan bir aktör olan Wong Wah Bo’ ya öğretti. O dönemde
opera sanatçılarına “kızıl geminin (Çinlilere has bir gemi) takipçileri” adı
veriliyordu. Wong Wah Bo da Leung Lan Kwai’ye rastladığı ve onun talebesi olduğu
zaman bu grubun üyesi idi. Gerçi, Leung Lan Kwai hiçbir zaman bir talebe kabul
etme fikrinde değildi ama Wong Wah Bo’nun iyi karakteri ve dürüstlük anlayışı
Leung Lan Kwai’yi etkilemeyi başarmıştı ve ona izin verdi. Bu grubun çoğu dövüş
sanatlarını biliyordu. Gösterilerinde çok ağır bir makyaj yaptıklarından kim
oldukları tanınamıyordu. Bu nedenle Shao Lin’de kaçanlar, Mançu hükümetince
tanınmamak için bu gruba katılmışlardı. Buna Shao Lin Manastırı’nın Beş
Büyüklerinden birisi olan Budist rahip Usta Chi Shin iyi bir örnektir.
Mançu kuşatması
altındaki Shao Lin Manastırı’ndan kaçmayı başaran Chi Shin, bu gemilerde aşçılık
yapıyordu. Ve Chi Shin, bir istisna değildi. Onun gibi epey kişi vardı. Kısa
zaman içinde, bu gemilerdekilerce fark edilen Chi Shin, ele verilmedi ve hatta
birkaç olayda korundu bile. Usta da etrafındakilere dövüş sanatlarını öğretmeye
başladı. Bu kişiler arasında geminin yönlendirilmesi için kullanılar uzun sırığı
kullanan kişilerden birisi olan Leung Yee Tei de vardı.Usta Chi Shin’in
gösterdiği teknikler arasında, Leung Yee Tei’nin en beğendiği teknik “uzun sopa
tekniği” idi. Leung Yee Tei’nin şansından Usta Chi Shin “altıbuçuk nokta sopa
tekniği”nde bir uzmandı ve Leung Yee Tei’ yi bu tekniği öğrenme liyakatında
gördü. Wong Wah Bo’ya geri dönersek; Leung Yee Tei’ nin uzun sırığını kullandığı
bir opera grubunun Kızıl Gemisi’nde çalışıyordu. Wong Wah Bo, Leung Yee Tei’nin
“altı buçuk sopa tekniği”ne hayran kalmıştı. Leung Yee Tei ise Wong’un Wing Tsun
Kunf-fu tekniklerine. Böylece her ikisinin de birbirlerinden öğrenecek ve tabii
birbirlerine öğretecek şeyleri vardı. Bu şekilde tekniklerini birbirlerine
öğrettiler. Sonuç olarak, Leung Yee Tei aynı zamanda bir Wing Tsun Kung-fu
ustası oldu ve Wing Tsun sisteminin silah teknikleri setiolan pala tekniklerine
(Bart-Cham-Dao) ilave olarak uzun sopa teknikleri ekledi. Teknikleri
birbirlerine öğretirken, kendi tekniklerini diğerinden öğrendikleri ile
geliştirebileceklerini fark ettilir. Mesela uzun sopa tekniğine Wing Tsun
kung-fu mantığını uygulayarak bu tekniği daha da geliştirebileceklerdi. Daha
sonra da Chi-Sao (yapışık kollar) antremanlarını, sopa tekniğine uygulayarak
yeni bir antrenman yolu ortaya çıkardılar ve buna Chi-Kwun (yapışık sopa
egsersizi) adı verdiler. Buna ilave olarak uzun sopa tekniklerinin pratikleşmesi
için sopa tutan ellerin arasındaki mesafeyi azalttılar ve de adımlarda
değişiklikler yaptılar.
FATSHAN’LI LEUNG
JAN
Yaşı ilerleyince
Leung Yee Tei, Wing Tsun Sistemi’ni sopa ve boks tekniklerini, Güney Çin’in
Kwangtung eyaleti şehirlerinden Fatshan’da ünlü bir doktor olan Leung Jan’a
öğretti. İnci Nehri kıyısında birçok yoğun seyahat yolunun kesişim noktasında
bulunan Fatshan, hükümet yeklililerinin, zengin tüccarların, işçilerin ve normal
halkın birlikte yaşadığı kalabalık bir şehir ve ünlü bir ticaret merkezi idi.
Bitkisel ilaç eczanesi olan Leung Jan iyi eğitimli, kibar ve centilmen birisi
olarak iyi bir aile içinde yetişti. Fatshan’daki Çubuk (ç.n. Çubuk Sokağı
adındaki Çubuk kelimesi Çinlilerin yemek için kullandıkları çubuktur.)
Sokağı’nda Jan Sang Eczanesi’ni işletirken, aynı zamanda şehir halkına tedavi
hizmeti de veriyordu. Mesleğinde çok iyi idi ve şehir halkının güvenini kazanmış
birisi idi. Mesleği aslında gösterişli idi. Boş zamanlarında edebiyat ve yeteri
kadar da dövüş sanatları ile ilgileniyordu. Dövüş sanatlarında, usta seçimi
hususunda hassas davranıyordu. Vahşi ve kuvvetli duruş imajı veren geniş adımlar
ve uzun köprü ellerden hoşlanmıyordu. Kaba kuvvet gerektiren ve sadece kuvvete
endeksli sistemler ona göre değildi. Aynı zamandı iyi ve şatafatlı görünen fakat
uygulaması hantal sistemler de. Aradığı; pratik beceriye dayalı, basit görünüm
altında akılla uygulanan bir sistemdi. Aradığı sistem ve ustayı yıllarca
bekledikten sonra talihi Leung Yee Tei’ye rastlayınca döndü ve ondan Wing Tsun
Sistemini öğrendi. Kısa sürede ona “Wing Tsun Kung-fu’nun Kralı” ünvanı verildi.
Unvanından dolayı ona birçok meydan okuyan oldu. Birçok kişi onu unvanını
korumaya zorladılar fakat hepsi anında nakavt oldular. Onun adını duyan insanlar
onu “Wing Tsun Kung-fu’nun Kralı” unvanı ve ona meydan okuyanları yendiği
olaylarla hatırladılar. Bugün bile eski nesil büyükler ondan büyük hayranlık ile
bahsetmektedir.
TAHTA ADAM WAH,
LEUNG TSUN VE PARA BOZAN WAH
(Ç.N: Para Bozan
denmesinin nedeni; o dönemde bakır ve gümüş olan para biriminin daha alt
birimlere bölme işlemi yapan bürolar vardı. Böyle bir ofis işletmesi ve para
bozma işi yaptığından dolayı ona bu ad verilmiştir.)
Leung Jan, Wing
Tsun öğretmeyi iş haline getirmedi fakat dövüş sanatlarına ilgisi onu aralarında
Leung Tsun ve Leung Bik adlı iki oğlunun da bulunduğu birkaç talebe yetiştirmeye
itti. Her akşam eczanesini kapattıktan sonra oğullarına Wing Tsun öğretiyordu.
Talebeleri arasında “Tahta Adam Wah” lakaplı birisi de vardı. Bu adı ona çok
güçlü ve sert kolları olduğu için vermişlerdi. Öyle ki; tahta mankenle antrenman
yaparken mankenin kalın kollarını kırabiliyordu. Her akşam, Jan Sang Eczanesini
kapattıktan sonra usta Leung Jan rehberliğindeki talebelere Wing Tsun
öğretiyordu. Eczaneye komşu bir para bozma ofisi vardı. Buranın sahibi olan Chan
Wah Shun’a “Para Bozan Wah” deniyordu. Kung-fu öğrenmeyi istiyor ve ünlü bir
ustayı takip etmeye kararlı idi. Uzun süredir davranışları ve kung-fu
becerisinin hayranı olduğu Leung Jan’a komşu olması hasebiyle, ondan kendisini
talebe olarak kabul etmesini rica etmeyi düşünüyordu. Fakat, Leung Jan’ ın ünlü
bir aileden gelen saygın bir centilmen ve aynı zamanda zengin bir işletmeci
olmasından dolayı Para Bozan Wah, böyle bir şey rica etmekten utandı. Leung Jan’
ın onu kabul edip etmeyeceğini bilmediği halde. Bunlarla birlikte kung-fu
öğrenme kararlılığı ve Leung Jan’a saygısı ona bir yandan da umut veriyordu.Her
gün işlerin bitip sokakların tenhalaşmasıyla Para Bozan Wah, gizlice Leung
Jan’ın eczanesinin kapısına gelerek, kapıdaki çatlak ve boşluklardan Leung Jan’ı
kung-fu öğretirken izliyordu. Leung Jan onun için bir idol olmuştu bile. Leung
Jan’ ın her el ve ayak hareketi dikkatlice çalışılıyor ve onda derin etkiler
uyarıyordu. Gün be gün kung-fu öğrenme arzusu daha da artıyordu.
Bir gün ricada
bulunmanın zamanıdır diye düşündü. Tüm cesaretini toplayarak Leung Jan ile
konuştu. Tahmin ettiği gibi Leung Jan, onun bu ricasını nezaketle reddetti. Bu
onu tabii olarak inkisara uğratsa da ümitsizliğe sevk etmedi. İstediğine ulaşmak
için yollar düşünmeye başladı. Sadece büyük oğlu Leung Tsun’un olduğu ve Leung
Jan’ ın dışarıda olduğu bir zaman Tahta Adam Wah eczaneye bir yabancı getirdi.
Bu yabancı uzun zamandır kapıdaki boşluklardan gizlice takip ederek kung-fu
öğrenen Para Bozan Wah’dan başkası değildi. Eczanenin arka tarafından bir
üstünlük hissi hakim oldu. Ve Leung Tsun, davetsiz misafire gizlice ne kadar
kung-fu öğrendiğini test için küçük bir dövüş pratiği yapma teklifinde bulundu.
Leung Tsun, rakibi Para Bozan Wah kadar sıkı çalışmamıştı. Yapışık kolların ilk
temasında Para Bozan Wah fark etti ki; rakibi beklediği kadar yetenekli ve
kuvvetli değildi. Dövüş esnasında Wah bir tokat attı. Atılan bu kuvvetli tokadı
yiyen Leung Tsun, babasının en değerli koltuğuna öyle zavallı şekilde düştü ki;
koltuğun bir bacağını da kırdı. İlk anda bu hepsini şaşırtırken, ikinci olarak
değerli koltuğunu kırdıkları için Leung Jan’ın onlara cezalandırma ihtimaliyle
endişelendiler. Bu nedenle hemen koltuktaki hasarı tamir etmeye çalıştılar.
LEUNG JAN’IN,
PARA BOZAN WAH’I TALEBESİ OLARAK KABULÜ
O akşam eczaneye
döndüğünde, her zamanki gibi, Leung Jan, yemeğin ardından sevgili koltuğunda
dinlenmeyi denedi. Sürpriz şekilde yana doğru devrilen koltuk neredeyse Leung
Jan’ın yere düşmesine sebep oluyordu. Meseleyi sorduğunda, büyük oğlu yabancı
birisinin gelmesini ve dövüş pratiğini tüm detayları ile anlattı. Bu durumu
öğrenen Leung Jan, diğer talebeleri de toplayarak, Para Bozan’ ın kung-fuyu nasıl öğrendiğini sordu.
Tahta Adam Wah’ ın ona bazı vakitler kung-fu öğrettiği ve ayrıca Para Bozan’ın
onların akşamları yaptıkları antrenmanları gizlice izleyip gördüklerini kendi
başına çalıştığını söylediler. Leung Jan, Tahta Adam Wah’a arkadaşını hemen ona
göndermesini istedi. O an, Tahta Adam’ın, başkasına ustasından izinsiz kung-fu
öğretmenin yanlış olduğunu anladığı andı. Leung Jan’ın onu cezalandıracağını
düşünen Tahta Adam, akadaşına Ustasını görmeye gitmektense memleketine kaçmasını
söyledi. Talebesinin yanlız döndüğünü görünce, Leung Jan bunun nedenini sordu.
Durumu öğrenince talebesinin onu yanlış anladığını fark etti. Bunun üzerine
Leung Jan, bu adamın ne kadar Wing Tsun bildiğini ve ne kadar yetenekli olduğunu
görmek istediğini söyledi. Öyle olunca hemen gidip arkadaşını bulup ustasına
getirdi. Bu genç adamı izledikten sonra, Leung Jan, onu talebesi olarak kabul
etti.
PARA BOZAN WAH
VE ON ALTI TALEBESİ
Wah eğitimli
birisi olmadığı için, Wing Tsun’da kısa zaman içerisinde ilerlemesi onun azim ve
kararlılığından kaynaklanıyordu. Esnaf olduğu için de dövüşe meraklı alt sınıf
insanlarla iyi bir diyaloğu vardı. Bu ona dövüş sanatlarında iyi bir ilerleme
fırsatı tanıyordu. Kısa zaman içinde yayılan ünü, Mançu Hükümeti’nin kulağına
kadar ulaştı.
Bu dönemde
Mançular, Çin’i yaklaşık iki yüz yıldan fazla bir zamandır yönetiyorlardı ve Çin
içinde asimile olmaya başlamışlardı. Han ve Mançular arasındaki mücadele yavaş
yavaş kırılıyor ve daha fazla Han insanı yüksek mevkilere kadar çıkabiliyordu.
Diğer taraftan iki asırdan fazla zamandır ülkeyi yöneten Mançuların Ching
Hanedanlığı, Çin yaşam tarzına uyuyor ve kendi kültürleri bozuluyordu. Sonuç
olarak, yıldan yıla ülkeye olan dış baskılar artıyordu. Ticaretin yabancılarca
yönlendirilmesi, toprak kavgaları, savaşlar, ülkeyi her gün daha da zayıf hale
düşürüyordu. Bu kötü gidişin önüne geçebilmenin tek yolu ise askeri kuvvetleri
güçlendirmekti. Bu, Sekiz Bayrak Askerleri denen Mançu askerlerini
güçlendirmekti. Bu nedenle Para Bozan Wah, Sekiz Bayrak Askerlerinin şef
çalıştırıcısı olması için davet edildi. Saygı duyulan ve hayran olunan bir şef
çalıştırıcı.
Bununla birlikte,
Leung Jan’ın halefi olan Wah, Mançu askerlerinin şef çalıştırıcısı olmayı pek
bir onurmuş gibi görmedi. Ustası gibi, kung-fu öğretmeyi bir meslek olarak değil
amatörce yapmak istiyordu.
Okul olarak
kullanabileceği sabit bir yeri yoktu. Bu gaye ile bir yer kiraladı. Otuz altı
yıllık kung-fu öğrettiği dönem içinde aralarında kendi oğlu Chan Yu Min’in de
olduğu on altı talebe yetiştirdi. Oğlunun haşarı birisi olması ve çetelerle
dövüşmesi babasını pek hoşnut etmiyordu. Bu nedenle ileri Wing Tsun tekniklerini
oğluna öğretmekten sakındı. Fakat gelinine öğretti. Sonuç olarak karısı ChanYu
Min’den daha iyi idi ve babasından öğrenmediği ileri teknikleri daha sonra
karısından öğrendi. Bununla birlikte uzun sopa dövüşlerinde çok yetenekli idi.
Uzun sopadaki bu üstün yeteneği, kendisine anısına verilen kolu kalınlığında ve
Yedi Eyaletin Uzun Sopa Kralı yazılan uzun sopayı kazandığı Yedi Eyalet Arası
Dövüş Sanatları Turnuvası’nda performansından sonra Yedi Eyaletin Uzun Sopa
Kralı olarak ün yaptı.
Talebeleri
arasında en dikkat çeken yetenek ikinci talebesi olan ve ustasından bildiği her
şeyi öğrenerek, ustasının ölümüne kadar ona iyi bir asistanlık yapan Ng Chung So
idi. Ömrünün son yıllarında, yetmiş yaşından daha fazla olduğu dönemde Wah, Wing
Tsun Kung-fu öğretme yeri olarak, zengin bir tüccardan bir tapınak kiraladı.
Burada on altıncı ve son talebesi olan, daha on üç yaşında ve Wing Tsun’un
halefi olarak, Wing Tsun’u küçük bir şehirden tüm dünyaya açacak talebesini
yetiştirdi. Fakat o, bunun farkında değildi ve ömrünün son lahzalarında ikinci
talebesi olan Ng Chung So’dan, en genç kung-fu kardeşi olan bu çocuğa çok dikkat
etmesini tembihliyordu.
Wah’ın vefatı
ardından talebeleri Çin’deki karışıklıklar ve işlerinde çok çalışmak zorunda
olmalarından dolayı Wing Tsun’u yayıp genç nesillere artarmakta ihmalkar
davranınca Wing Tsun’un yayılması sekteye uğradı.
Bu vazife, Yip
soyadlı, tapınakta talebeliğe kabul edilen bu son talebenin omuzlarında kalmış
görünüyordu. Wing Tsun’un, rönesans dönemine girmesi Yip’in elli altı yaşına
ulaşmasından önce değildi. Wing Tsun Sestemini geliştirmeye devam etti ve Wing
Tsun’u altın çağına ulaştırdı.
Tabii olarak, Wing Tsun’un rakipsiz Büyük
Ustası oldu. Kedisinden önce öğrenenlerden daha büyük olan adı, tüm dövüş
sanatların çemberinde biliniyordu. Onun ünü gayreti ve talebelerinin yardımıyla
zor kazanılan bir ün idi. O, YİP MAN’dı.
|